gönderen gelena tarih Cmt May 09, 2009 7:38 pm
Sayın Zorsever'in seçtiği konu "sistemin sorgulanmasıni gerektirecek nitelikte" önemlidir.
Bu sistemin temelinde halk yok, hukuk yok. Sistemin kuruluş felsefesinde, halk sistemin dışında tanımlanmaktadır.Kutsanan bir devlet anlayışı, uygulama da "hak yok, vazife var" temeline dayalı olarak gelişen "oligarşik bir yapıyı" besleyerek süregelmiştir.
Devletin bir "hizmet örgütü" olduğu ve "hizmet birimi" olarak varolması gerekliliği, çarpıtılmış ve ortaya isim ve erk değişikliği dışında tamamen Osmanlı İmparatorluğunun devamını sağlayacak tazrda, "anayasal kurumlar" la perdelenmiştir. Devlet şahsında, askeri ve sivil bürokrasinin tartışılması, eleştirilmesi, hukuka davet edilmesi, meşruiyetin varlılığı ve gerekliliğine çekilmesine yönelik düşünce ve uygulama talepleri "vatan hainliği" ile bastırılmaktadır. Burada, devletin yaptırım gücü ile korunan "vatanın birliği, bütünlüğü" değil, devlet elitlerinin imtiyaz ve çıkarlarıdır.
Devlet, zamanında kendi eliyle yaptığı hizmetleri zamanla "özelleştirdiği halde", mevcut yasal yaptırımlarını sürdürmektedir.Elektrik kaçağı suçu, devlete karşı işlenen suçlar kapsamında değerlendirilmekte, TEDAŞ A.Ş. devlet olarak kabul edilmektedir.Karşısında da, vatandaş bulunmaktadır. Devlet "ben" ve "onlar" diyerek vatandaşını potansiyel düşman, kötülük yapma eğilimi içinde bulunan "öteki" olarak görmektedir.
Elektriği kaçak kullanmak, kullanabilmek "teknik bir konudur". Bütün vatandaşlar "teknik konuları bilmek zorunda değil." Devletin bu tür konularda, anayasal görevi doğrultusunda "vatandaşa yardımcı olması, teknik destek sağlaması, hatasında uyarması" gerekirken, doğrudan "ceza yargılamasına" başvurması hukuki ve insani bir davranış biçimi değildir.
Devletin vatandaşını "öteki" olarak gören, potansiyel tehlike kapasitesi taşıyan ve terbiye edilmesi gereken "varlıklar" olarak görme anlayışı devam etmektedir.